İmmünmodülasyon

AŞILAR ÜZERİNE 1 ; HPV AŞISI

Eskiden sonbahar, sararan yaprakları, ürperten esintileri ve içimizi ısıtan romantizmi ile gelirdi.

Artık,  aşılarla sonbaharı karşılayan bir toplum haline geldik..

Bir dönem aşıları sadece “zeytune” yaparken şimdi her yeni doğan, bağışıklık sisteminin temellerini atan, oluşturan mükemmel anne sütünden önce aşılarla tanışıyor ..

Daha dünyaya gözlerini açmadan sevgiyle aşılanmayı beklerken, kendisini belki hayatında hiç karşılaşmayacağı, karşılaştığında da uygun reaksiyon gösterebileceği “düşman moleküllerle” acı hatıraları oluyor..Daha bağışıklık sistemi oluşmadan nasıl bir “memory=hafıza” oluşturabileceği sorgulanmadan..

“İlaç sektöründe “disesase management=hastalık yönetimi” denilen bir yöntem ile önce belli bir hastalığın altı çizilir; sonra da o hastalıkla ilgili ilaç piyasaya verilir ve satışın maksimum olması hedeflenir.”

Bu cümleyi ilk kez, H1N1 İNFLUENZA için WHO (Dünya Sağlık Örgütü) 11 Haziran 2009’da pandemi (faz 6) alarmı verince yazdığım “domuz gribi ve aşılar” konulu makalelerde kullanmıştım. Benim gibi birkaç  uzman meslektaşımız da o zamanlar, domuz gribi konusunda “uyarıcı” görüşlerini belirtmişti.   

Aslında, domuz gribi olanların diğer grip hastalarından daha da talihsiz bir durumu yoktu. 2009’daki olayın özelliği, virüsün daha öldürücü olması değil,  hızlı yayılmasıydı. Medya aracılığı ile koparılan “felaket haberleri”, ülkelerin sağlık otoritelerinden (Sağlık Bakanlıklarından) geliyordu. Dünyadaki Sağlık Bakanlıklarını bu kadar telaşlandıran kimdi?  WHO…

AIDS’de çuvallayan ; “Tüberküloz=Verem”in yayılmasına engel olamayan WHO, 2009 “zootonic” domuz gribi salgınını biraz fazla abarttı. Bunun kötü bir tarafı da yoktu aslında… “Korunun; temiz olun, (en azından tokalaştıktan sonra) elinizi ağzınıza burnunuza sokmayın , sağa sola tükürmeyin” gibi özellikle bizim gibi ülkelerin ihtiyacı olan telkinleri görsel ve işitsel bir kampanyaya dönüştürerek “koruyuculuğu” yapabilecekken “aşıları” devreye soktu..

Belki de ilk defa ülkemizde aşıların “güvenilirliği ve gerekliliği” tartışmaları bu vesileyle başladı.Sonra tekrar gündemden düştü..

“Koruyucu ve sorumlu hekimlik” ve bilimsel gerçekleri ifade etmek adına,  özellikle “HPV aşısı” konusundaki son bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu nedenle son 2 yıldır ABD’de de tartışılan özellikleriyle  HPV aşısı (Gardasil) üzerinde konuşmak istiyorum.

Çünkü, 43 ani ölüm ve 213 kalıcı sakatlık ; sorumlu bulunamadı noktasındayız…

Çünkü aşı, zararsız değildir ve  Serviks (rahim ağzı) Kanserini önlediği  kanıtlanmamıştır. Serviks kanseri ile ilişkili 100’den fazla HPV’den sadece ikisi için ( HPV tip  16 ve 18) karşı koruma sağlayabilir.

New Scientist’in Eylül sayısında da belirtildiği gibi: September issue of New Scientist: HPV-16 ve HPV-18’e karşı aşılanmış kadınlarda bile “prekanseröz lezyonlar”ın arttığı gösterilmiştir.

Çünkü, HPV-16 ve 18 aşı etkisi ile süprese edilse bile, diğer virüs türleri “serviks kanser” ne yol açabilir.

“[W]hat effect will the vaccine have on the other cancer-causing strains of HPV? Nature never leaves a void, so if HPV-16 and HPV-18 are suppressed by an effective vaccine, other strains of the virus will take their place. The question is, will these strains cause cervical cancer? Results from clinical trials are not encouraging. Vaccinated women show an increased number of precancerous lesions caused by strains of HPV other than HPV-16 and HPV-18. “

Dolayısıyla, cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı uygun önlemlerin alınmasına devam edilmelidir.

Ayrıca HPV, 2 yıl içinde %90 kendiliğinden iyileşebilen bir enfeksiyondur.

Aşının terapötik etkisi gösterilmemiştir. Bu nedenle aşı servikal kanser, serviks, vulva ve vajinadaki yüksek evreli displastik lezyonlar veya genital lezyonların  tedavisi için endike değildir. Ayrıca HPV’ye bağlı diğer bilinen lezyonların ilerlemesini önleme etkisi yoktur.

Aşılama rutin servikal taramanın yerini tutmaz. Aşıda bulunmayan HPV tiplerine veya mevcut HPV enfeksiyonlarına karşı koruma sağlamayacağından, rutin servikal tarama kritik önem taşır ve yerel önerilere uyulmalıdır. İmmün yanıtı bozulmuş kişilerde kullanımına ilişkin veri yoktur.

Aşının (Gardasil) faz 2 ve 3 çalışmalarında yer alan ve aşının risk/fayda profile üzerine birçok yazı yazan Dr Diane Harper, CBS haberlerinde de belirttiği gibi,kız çocukları ve ailelerinin aşı olmayı Kabul etmeden once daha fazla bilgilendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır: Dr. Diane Harper, one of the lead researchers for Gardasil blew the whistle on the vaccine, saying that girls and their parents need to receive more complete information before accepting the inoculation.

2009’da CBS haberlerinde yer aldığı gibi Dr Harper : 2009 CBSNews interview, she stated:

“If we vaccinate 11 year olds and the protection doesn’t last… we’ve put them at harm from side effects, small but real, for no benefit.  The benefit to public health is nothing; there is no reduction in cervical cancers, they are just postponed, unless the protection lasts for at least 15 years, and over 70 percent of all sexually active females of all ages are vaccinated.”

She also says that enough serious side effects have been reported after Gardasil use that the vaccine could prove riskier than the cervical cancer it purports to prevent. Cervical cancer is usually entirely curable when detected early through normal Pap screenings.”

Bu arada son olarak aşağıdaki sitelerde, aşı sonrası yan etkilerin hangi boyutlarda olabileceği ile ilgili ingilizce daha detaylı bilgiler bulabilirsiniz. Özellikle Ulusal Aşı Bilgilendirme Merkezi (National Vaccine Information Center) da size şaşırtıcı bilgiler sunabilir.

http://articles.mercola.com/sites/articles/archive/2011/11/29/hpv-vaccine-risks.aspx?e_cid=20111129_DNL_art_1

http://www.nvic.org/ 

Tercihlerimiz hayatımızı nasıl değiştirebiliyor değil mi?

Bu  bilgilerle-gerçeklerle- yüzleşmeye “bağışık” değilseniz yeni paylaşımlarımız sırasında korunmanızı öneririm.

İncitmeden ve incinmeden yaşamanız ve sevgi aşılamanız dileğiyle.

Olumlu düşüncenin etkileri